HÜRRİYET BUMERANG

kod

Embed

EREZYON NEDİR?EREZYONA NEDEN OLAN FAKTÖRLER NELERDİR?EREZYONU ÖN

Erozyon (toprak aşınması), koruyucu örtüden yoksun kalan toprağın su ve rüzgarın etkisiyle aşınması ve taşınması olayıdır.

Erozyon Nedir? Toprağın akarsular, sel suları ve rüzgarlar gibi dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılıp taşınması ve sürüklenmesi olayına erozyon denir.

Erozyon Nedir? Erozyon, diğer adıyla aşınım, yer kabuğunu oluşturan kayaçların, başta akarsular olmak üzere türlü dış etkenlerle yıpratılıp yerinden koparılarak eritilmesi veya bir yerden başka bir yere taşınması olayıdır.
Akarsu ve rüzgar erozyonunun birlikte etkili olduğu yerlerin ortak özelliği bitki örtüsü bakımından fakir olmalarıdır. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanı sıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etken, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir. Erozyonun başlıca nedeni, toprağı koruyan bitki örtüsünün yok olmasıdır. Arazi eğimi, toprak yapısı, yıllık yağış miktarı, iklim faktörleri, bitki örtüsü, toprak ve bitkiye yapılan çeşitli müdahaleler, erozyonun şiddetini belirleyen öğelerdir.
Tarımda kullanılan alanların %70'i özelliklerini kaybederek dünya genelinde toplam kara üzerinde %30 civarında çölleşmeye sebep olmuştur. Dünyada erozyon sebebiyle çölleşme tehlikesi bulunan 110 ülke bulunmaktadır.
Erozyon çeşitlerinden olan su erozyonu en etkili erozyondur. Bu erozyonda yağmur damlalarının aşındırmasının yanında yüzey akışa geçen sularında önemli bir etkisi bulunmaktadır. Diğer bir erozyon çeşidi olan rüzgar erozyonu ise rüzgarın etkisiyle gerçekleşen aşınım ve taşınım olayıdır.
Erozyona neden olan en önemli iki etken, akarsu ve rüzgardır.
 Erozyona Neden Olan Faktörler :
Sel sularının vadilerdeki tarlaları, bağları, bahçeleri söküp götürmesi bir faciadır. Yamaçlar ve vadileri bu hale sokan erozyonun sebepleri şöyle sıralanabilir;
·         Arazinin Çok Engebeli ve Eğimli Olması
·         Bitki Örtüsünün Tahrip Edilmesi (ormanların yok edilmesi).
·         İklimin Etkisi
·         Meraların aşırı otlatılması (meraların tahrip edilmesi).
·         Yanlış Ekim Yapma
·         Orman Yangınları ve Kaçak Ağaç Kesimleri
·         Başıboş Keçi: (Fundalıkların ve özellikle yeni yetişen ormanların baş düşmanı keçidir)
·         Kökleme: (Kökleme, fundalıktan ve ormandan, ağaçları kesmek ve köklerini söküp çıkararak o yeri tarla haline sokmaktır.)
·         Toprağın aşırı işlenmesi (yanlış kullanımı).
·         Toprağın eğime paralel sürülmesi.
·         Ani su taşkınları.
·         Yağışların düzensiz olması.
·         Yamacın eğim ve uzunluğu.
·         Toprak yapısı
·         Dağınık ve düzensiz yerleşme.
Yukarda maddeler haline getirdiğimiz nedenlerden dolayı erozyon oluşur. Buda, arazinin doğal dengesinin bozulmasına ve tarımsal alanlarda verim kaybına neden olmakta ve şehirlere göçü hızlandıran sebeplerin başında gelmektedir.
Erozyonu önlemenin yada en aza indirmenin belli başlı yöntemleri;
·         Bitki örtüsü korunmalı, çıplak araziler ağaçlandırılmalıdır.
·         Tarla açma gibi nedenlerle ormanlar tahrip edilmemelidir.
·         Nadas alanları azaltılmalı, nöbetleşe ekim yaygınlaştırmalıdır.
·         Meraların ve otlakların aşırı otlatılması önlenmelidir.
·         Barajların ve göllerin su toplama alanları ağaçlandırılmalıdır.
·         Mera hayvancılığı yerine ahır hayvancılığı geliştirilmelidir.
·         Araziler eğim doğrultusunda değil, eğime dik olarak sürülmelidir.
·         Rüzgarların etkili olduğu alanlara rüzgarın hızını kesecek engeller yapılmalıdır.
·         Eğimli araziler aşırı işlenmemelidir.
·         Ürünler hasat edildikten sonra anız örtüsü yakılmamalıdır.
·         Akarsu yatakları ıslah edilmelidir.
·         Erozyonla mücadele ile ilgili olarak halk eğitilmelidir.
·         Eğimli alanlardaki tarım alanları, eğim yönünde sürülmeli.
·         Arazinin envanteri(ormanlık alan,otlaklık alan,tarım v.b) çıkarılmalı.
·         Doğal dengesi bozulmuş alanlar, bilimsel çalışmalar yapılarak ağaçlandırılmalı. Bu amaçla okullarımıza uygulamalı ders konmalı.
·         Elinde tarım arazisi bulunan halkımız eğitimden geçirilerek,hem kendi hem de ülke çıkarlarına yönelik tarımsal faaliyetler yapması sağlanmalı.
·         Bu amaçla kurulmuş (TEMA gibi) vakıf ve dernekler desteklenmeli, yenilerinin kurulması teşvik edilmeli ve milyonlarca öğrencimizin bu gibi kuruluşlarda aktif olarak görev alması sağlanmalıdır.
Görüldüğü gibi erozyon felaketi aza indirilebilir bir doğa olayıdır. Ancak ülkemizde TEMA vakfından başka her hangi bir kurum yada kuruluş tarafından ciddi bir çalışma yapılmamaktadır.

EROZYON ÇEŞİTLERİ:

Erozyon, nedenlerine göre şöyle sınıflandırılır:

1. Su Erozyonu:

Su erozyonu, diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve en etkilisidir. Eğimli arazilerde, bitki örtüsünün zayıfladığı veya tamamen yok olduğu bölgelerde; yere düşen yağmur damlaları darbe etkisi ile bir kısım toprak parçasını yerinden kopararak parçalar.

Su erozyonunu önleyici sürüm yapılması.

Resim 6. Su erozyonunu önleyici sürüm yapılması.

Böylece yüzeysel akışa geçen yağmur suları, bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşır. Yüzeysel akış halindeki sular aşağılara indikçe, diğer yüzeysel akış suları ile birleşerek güçlenir ve giderek taşıma gücü de artar. Böylece akış sularının beraberinde taşıdığı toprak ve iri materyal miktarı çoğalarak, taşkın şeklinde akan ve büyük zararlara sebep olan seller meydana gelir.

Su erozyonunun ileri aşamalarında büyük derelerin ve yarıkların oluşumu görülmektedir. Bu olayın diğer bir sonucu da, yeraltı sularının yeteri kadar beslenememesi ve kuraklığa sebep olmasıdır.

Su erozyonu nedeniyle oluşmuş büyük oyuntular

Resim 7. Su erozyonu nedeniyle oluşmuş büyük oyuntular.

Yüzey toprağı besin maddeleri yönünden çok zengindir. Su erozyonu sonucu yüzey toprağının kaybolması, toprağı fakirleştirmekte ve toprağın verimini düşürmektedir. Bu erozyon çeşidi bütün ülkelerde görülmekte olup, erozyonla kaybolan toprak verimliliğinin yeniden kazanılması mümkün değildir. Rüzgar erozyonu ile mücadelede başarı sağlanmasına rağmen, su erozyonu ile mücadele çalışmalarında henüz yeterli mesafe alınamamıştır.

2. Rüzgar Erozyonu:

Kurak ve yarı kurak iklime sahip bölgelerde yaygın olan rüzgar erozyonu; yeterli bitki örtüsü bulunmayan, oldukça düz ve geniş arazilerde, gevşek yapıdaki kuru ve ince bünyeli toprağın, şiddetli rüzgarların etkisi ile parçacıklar halinde yerinden oynatılarak, toz bulutları şeklinde yer değiştirmesi olayıdır.      

Rüzgar erozyonu ile toprakta yer yer çukurlar oluşur. Bu çukurlardan çıkan toprak, başka yerlerde toplanarak kum tepeleri meydana getirir. Rüzgar erozyonu; yolları, binaları ve su yollarını etkileyebilir, ayrıca tarımsal alanlarda hasara sebep olabilir.

Rüzgar erozyonu ile oluşmuş peri bacaları.

Resim 8. Rüzgar erozyonu ile oluşmuş peri bacaları.

3. Çığ Erozyonu:

Çığ: Yamaç üzerinde toplanan kar kütlesinin, yeni yağan karlarla aşırı yüklenmesi veya yamaçla bağlantısının zayıflaması halinde, herhangi bir etki ile dengesini kaybederek dağ yamacından aşağıya doğru kayması ve yuvarlanması olayıdır.

Çığlar, önlerine gelen engelleri tahrip eder, beraberinde toprak, taş ve ağaçları söker götürür. Bu şekilde meydana gelen aşınma ve taşınma olayına çığ erozyonu denir.

4. Yerçekimi Erozyonu (Kitle Hareketleri):

Kitle hareketleri, genellikle ayrışma ürünü olan ve sağlam kaya üzerine oturmuş bulunan örtünün, esas itibariyle yerçekimi etkisi ile küçük veya büyük kitleler halinde yamacın aşağısına doğru yer değiştirmesi olayıdır.

5. Buzul Erozyonu:

Yüksek dağlık arazilerdeki derelerde, çeşitli zamanlarda oluşmuş buzulların parça parça aşağılara doğru kayması sırasında, beraberinde buzultaş denilen çeşitli büyüklükteki materyal kitlelerini sürüklemesi ile meydana gelen aşınma ve taşınma olayına buzul erozyonu denir.

Buzul erozyonunun başlangıçta önlenmesi.

TÜRKİYE'DE EROZYON   

Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de toprak kaybı sürecinin en önemli etkeni erozyondur. Arazi eğimi, iklim, bitki örtüsü ve toprak özelliklerinin etkileşimi sonucu oluşan doğal erozyonun yanısıra, insanın doğaya müdahalesi temeline dayanan bir dizi yapay etgen, erozyonu bir afet niteliğine dönüştürmektedir.
Türkiye kara yüzeyinin %90’ında çeşitli şiddetlerde erozyon cereyan etmektedir. Arazinin %63'ü çok şiddetli ve şiddetli, %20'si ise orta şiddetli erzyonla karşı karşıyadır. Ülke genelinde yaklaşık 67 milyon hektarlık bir arazide toprak giderek yok olmaktadır. Erozyon büyük ölçüde tarım alanlarında yaşanmaktadır.
 
İşlenen tarım alanların %75'inde (yaklaşık 20 milyon Ha) yoğun erozyon görülmektedir. Diğer bir anlatımla Türkiye tarım alanlarının ancak 5.0 milyon hektarlık bölümünde erozyon yoktur. Su ve rüzgar erozyonu tüm ülke topraklarının %86.5'inde cereyan etmekte, rüzgar erozyonu 506 bin hektarlık bir yayılımla daha çok kural iklime sahip olan Konya ve dolaylarında görülmektedir.
Türkiye'de akarsularla birlikte alandan taşınan toprak, ABD'nin 7, Avrupa'nın 17 ve Afrika'nın 22 katı daha fazla düzeydedir. Fırat Nehri, yılda 108 milyon ton, Yeşilırmak 55 milyon ton toprak taşımaktadır. Her yıl Keban barajı'na 32 milyon, Karakaya Barajı'na 31 milyon ton toprak birikmektedir. Erozyonla yılda 90 milyon ton bitki besin maddesi toprak birlikte yitirilmektedir. Her yıl tarım alanlarından 500 milyon ton, tüm ülke yüzeyinden 1,4 milyar ton verimli üst toprak, erozyonla kaybedilmektedir. Kaybedilen bu topraklar, 25 cm kalınlığında, yaklaşık 400 bin hektar genişliğinde bir araziye eşdeğerdir.
Yanlış toprak kullanımı, yanlış tarım uygulamaları, kent, sanayi, ulaşım ve benzeri yatırımların yanlış konumlanması süreci ise erozyonun hızını arttırdı. Afet nitelikli erozyon yetmezmiş gibi, tarım arazileri, özellikle de verimli tarım arazileri, tarım dışı kullanımlarla açık bir saldırı ve talanla karşı karşıya. 1978-1996 yıllarında amaç dışı tarım toprağı %33 artmış ve betonlaşarak elden çıkan verimli tarım toprağı 600 bin hektara, yani verimli alanların yaklaşık onda birine yaklaşmıştır.

Erozyon sebebi ile toprağın verimi azalmakta, besin maddeleri yok olmakta, sular kirlenmekte, ürünlerde verim ve kalite düşmektedir. Ülkemizde erozyon sonucu her yıl 500 milyon ton verimli toprağımız kaybolmaktadır.

 

Aşınım Derecesi

Genişlik

(1000 ha )

Oran

(%)

 

Acilönlem Gerekliliği

Yok

5137

6,64

 

Gerekli Değil

Hafif

5612

7,22

Orta

15593

20,04

önlem Gerekli

Şiddetli

28353

36,42

 

 

Acil önlem Gerekli

Çok Şiddetli

17366

22,32

Çıplak Kayalık

2931

3,77

Rüzgar Aşındırması

506

0,65

Ülkemiz toplam alanlarının sadece % 6.64’ünde erozyon sorunu yoktur. Kalan alanlarında çeşitli derecelerde erozyon görülmektedir. Toplam alanlarının yaklaşık %79’u toprak ve verim kaybına neden olacak seviyede erozyonun etkisi altındadır.netten derlenmiştir.

Paylaşmak Güzeldir !


Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!