HÜRRİYET BUMERANG

kod

Embed

Anneler bu hataları yapmayın!

 Anneler bu hataları yapmayın!

Pınar Özyiğit yazdı...

YİNE bir öğretim yılı başladı. Anne babalar olarak kaygılarımız, heyecanlarımız ortak. Hepimiz çocuklarımız okulda başarılı olsunlar ve okul başarıları geleceklerini en doğru şekilde yönlendirmelerine yardımcı olsun istiyoruz.
Öğretim görevlileri de eğitim uzmanları da senenin başında ebeveyn ve öğretmenleri uyarıyor. Çocukları nasıl okula motive edebiliriz, nasıl kontrollü şekilde planlı programlı bir hayata uyum sağlamalarını başarırız bu günlerde bunu tartışıyoruz.
Çoğu eğitimci çocukların okuldaki başarılarının da başarısızlıklarının da altında ailenin olduğunu söylüyor. Bizlerin dengeli, organize ve kararlı olmamızı, çocuklarımızı pozitif şekilde motive ederek, negatif cümleleri ve tartışmaları hayatımızdan çıkararak, öncelikle onlara destek olmamız gerektiğini belirtiyor.
Tabii ki, özellikle her konuda olduğu gibi yine biz annelere bu görevin büyük kısmı düşüyor.
Son günlerde gelen sorular, internet sitemiz hthayat.com’da konuşulanlar ve bana yazdıklarınızdan yola çıkarak başarılı bir eğitim yılı için yapılmaması gereken hataların yanıtını Prof. Dr. Nevzat Tarhan’dan aldım.
Yeni yıla yeni bir uygulamayla girildi. 4+4+4 eğitim sistemi kapsamında 66 aylık olan çocuklar da okula alındı. Oyun çağındaki bir çocuğu okuldan geldikten sonra dersin başına oturtmak zor. Eğitimcilerin çocuğun gelişiminde önemli gördükleri ödevler konusunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan anne, baba ve öğretmenleri dikkatli olmaya davet ediyor.
Okulda verilen ev ödevleri öğrencilerin, özellikle de çocukların pek hoşuna gitmeyen, genelde yapmak istemedikleri bir şey. Hele de oyun çağındaki bir çocuk ise söz konusu dersin başına oturması gereken, o zaman durum doğal olarak daha da zor oluyor.
Çevremizdeki ailelere baktığımızda birçok anne ve babanın çocuklarına verilen ödevleri yaptıramamaktan şikâyetçi olduğunu görmek mümkün. “Çocuğum ödevini yapsın, derslerinde başarılı olsun” kaygısında olan ebeveynler bu endişeyle zaman zaman hataya düşebiliyor. Öyle ki çoğu zaman çocuklar ödevi bir külfet gibi algılayabiliyor. Hatalar zinciri ise işte tam burada başlıyor..
Tarhan, bunların bir kısmının öğretmenlerin sağduyusuna ve tecrübesine, bir kısmının da anne babaların göstereceği özene bağlı olduğuna vurgu yapıyor.
Ailenin çocuğa ödev yapmayı sevdirmesi için öncelikle çocuğunun nasıl bir öğrenme modelinin olduğunu bilmesi gerektiğini ifade eden Tarhan, bir insanın beş çocuğu varsa beşinin de öğrenme modelinin birbirinden farklı olabileceğini kaydediyor. Tarhan çocuğunun öğrenme modelini bilen anne-babanın okuldaki başarısını artırabileceğinin altını çiziyor.
Çocukların ödeve soğuk bakmaları ve ödev yapmak istememelerinde ailelerin ve öğretmenlerin bazı yanlış tutumlarının etkisi olabildiğini ifade eden Tarhan, bu konuda öğretmen davranışlarıyla ilgili birkaç saptamada bulunuyor. Dikkatlerin bu konuya çekilmesiyle çocukların öğretmenleriyle eşgüdüm halinde ödev yapmama sorununa da çare bulunabileceğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “ödevlerin korku nesnesi haline getirilmemesi gerektiğini” söylüyor.

‘ÖDEV KORKU NESNESİ OLMASIN’
Ödev çocuk için bir korku nesnesi haline geldiyse çocuk ödevden de okuldan da soğur. Okul günleri aklına geldikçe bile irkilir, o günleri nefretle ve soğuk duygularla hatırlar. Böyle durumlarda çocuğun öğrenmesi de zaten kalıcı olmaz. Ödevi böylesi bir korku aracı haline getirmeme konusunda anne babalar kadar öğretmenler de duyarlı olmalıdır.

‘OKULDAN GELİNCE BİRAZ BOŞ ZAMAN’
Tarhan eğitim sürecinde ailelerin yaptıkları hatalara ise şöyle değiniyor. “İlk hata çocuk okuldan gelir gelmez onu dersin başına oturmaya zorlamaktır. Dinlenmesi için hiç fırsat vermeden, hemen ödevini yapmaya zorlamak çocuğun ödeve karşı antipati duymasına, kötü duygular beslemesine neden olur. Oysaki çocuk okuldan geldikten sonra belli bir süre serbest bırakılsa, rahat bir nefes alsa daha verimli bir çalışma yapacaktır” dedi.

ANNE-ÖĞRETMEN VE ÇOCUK İLİŞKİSİ
“Sürekli ders çalışmasını hatırlatan bir anne varsa, çocuk onu gördüğü zaman sadece ders çalışma zorunluluğunu hatırlar, başka bir şey hatırlamaz. Onun için anneyle olan ilişkiyi bozmadan ders çalışmayı zevkli hale getirmek gerekir. Aynı şekilde öğretmenle öğrencinin ilişkisi de bozulmadan gidebilmelidir.”

‘ÇOCUĞUN HAYATI PROGRAMLI OLMALI’
“Çocuğun hayatının programlı olması gerekir. Okuldan sonra belli bir süreyi oyun ve dinlenme ile geçirmeli, ardından ders çalışmalıdır. ”

Paylaşmak Güzeldir !


Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !